|
|
|
HALKOYUNLARI
Geniş bir folklör
kültürü olan Elazığ' da
Keban'a has halk oyunu
"SİMSİMİ" denen
oyundur. Genelde düğün
evinde gençler
tarafından oynanan bu
oyunda amaç olarak
birlik, dayanışma,
bağışlama, dostluk ver
mertlik duyguları
yansıtılmaya
çalışılır.Gençlerin bir
daire şeklinde sizilip
başladıkları oyunda önce
bir genç dairenin
ortasında ellerini
arkasına bağlayarak
dolaşır. dairenin
içinden bir genç
dairenin ortasına girer
ve diğerine sol eliyle
hafifçe vurmak kaydıyla
dairenin içerisine
gönderir. Bu şekilde de
oyun sürekli hale
gelir.

YÖRESEL TERİMLER -
TÜRKÜLER
Her ilde olduğu gibi
Elazığ da da Keban da
yöresel terimler,
maniler vardır. Keban
ilçesinin kendine has
bir mani ve türküsü
bulunmamaktadır. Ancak
Elazığ ili genelinde
geçen terimler ve
maniler burda da
geçerlidir. Bunlara bir
kaç örnek verecek
olursak
Terimler
|
Terim |
Türkçesi |
|
Avel |
Avanak |
|
Cığız |
Oyun Bozan |
|
Çağa |
Çocuk |
|
Çigit |
Çekirdek |
|
Daraba |
Kepenk |
|
Densüz |
Münasebetsiz |
|
Gakko |
Kardeş |
|
Gıdik |
Keçi yavrusu |
|
Guşhana |
Tencere |
|
Esgötek |
Zavallı
Kadın |
|
Eşbabiye |
Kuru kayısı |
|
Harığ |
Su Yolu, Ark |
|
Kırtik |
Azcık |
|
Kofik |
İçi oyulmuş
patlıcan
veya Biber
kurusu |
|
Lazut |
Mısır |
|
Mahna |
Bahane |
|
Örken |
Kalın ip |
|
Ösgemek |
Özlemek |
|
Pipirim |
Semizotu |
|
Şorik |
Salya |
|
Teşt |
Büyük Leğen |
|
Üsküre |
Kase |
|
Zibil |
Gübre |
Atasözleri
Cücüğü
Martta
Sayarlar
Galan
işe
Gar
Yağar
İti
an
Degenegi
Elen
Al
Ne
Şeytanı
Gör
Ne
Selavat
Getir
Dualar
Cedden
Rahmet
Gadan
Alam
Gadan
Belan
Bahan
Gele
İşin
Güzün
Rast
Gele
Kesen
Bereket
Yüzün
Ağ
Ola
Beddualar
Adın
Bata
Boyun
Bosun
Devrile
Garnagassi
Gızılgurt
Hışdıge
Gelesin
Zukgumun
Kökü
Maniler
Mehlemizde
yok
mudur?
Bi
gız
bana
çok
mudur?
Bu
mahle
gızlarının,
Gözü
göynü
tok
mudur?
Çitimi
çit
eylerim,
Ucunu
bit
eylerim,
Senin
gibi
oğlanı,
Ardıma
it
eylerim
Keban
ın
Yetiştirdiği
Ses
sanatçıları
Bülent
Serttaş
ve
Mehmet
Şükrü
Şık'
tır.
M.Şükrü
Şık
ın
Keban
adına
yazıp
bestelediği
birde
türküsü
vardır.
|
|
|
EFSANELER
Gelin Yolu Efsanesi
Çok eski yıllarda Piran köyü civarında ermeniler de
bulunmaktaymış. Ermeniler ile Türkler birbirlerini
görünce aralarında kavgalar çıkmaya başlar ve her
iki taraftan da ölenler olurmuş. Bir gün Piran
köyünde düğün olmuş ve üç gün, üç gece düğün ve
eğlence sürmüştür. Eğlenceden sonra gelini ata
bindirmişler, süslemişler ve büyük bir kalabalıkla
oğlan evine doğru yola çıkmışlar. Belli bir mesafe
katedince bir ermeni gurubuyla karşılaşmışlar, fakat
ermeni gurubu daha kalabalıkmış ve aralarında kavga
başlamış Ermeniler gelin hariç herkesi öldürmüşler,
olayı gören gelin atıyla kaçmaya başlamış.
Ermenilerde peşinden yetişmeye çalışmışlar. Gelin
ermenilerin kendine yaklaştığını görünce atını sarp
dağlara doğru sürmüş. Gelinin atı sanki düz
yoldaymış gibi rahatça giderken ermeniler zorlanmaya
başlamışlar. Sanki bir kapı açılmış ve gelin o
kapıdan kaybolmuştur. Ermeniler ise kayalardan aşağı
düşmüş ve bir kısmı taşlara çarparak, bazıları ise
akan dereye düşüp boğularak ölmüşlerdir.
Elazığ - Keban yolu üzerinde bulunan bu dağların
kıyısından giderken dikkatle bakılırsa gelinin
atının geçtiği yerler çimle donanmış ve dağın
zirvesine doğru çıkmıştır. Bu çimler yazın veya
kışın kesinlikle kurumamaktadır.
Nallı Ziyaret Efsanesi
Üzerinde herhangi bir türbe veya mezar bulunmayan
ziyaret Kebanda bulunmaktadır. Yöre halkının
inancına göre Hz. Ali buradan geçerken seftili
dağından sıçrayan atının bir ayağı bu tepeye vurmuş
ve bu geçit sırasında atının ayak izi bu kayada
kalmıştır. Bu şekilde at nalının izinden dolayı bu
kaya ya Nallı Ziyaret adı verilmiştir.
Taş Olan Kadın Efsanesi
Keban ilçesinin ikinci bir efsanesi de Taş olan
kadın efsanesidir Söylemlere göre Bundan çok zaman
önce Keban'ın güneyinden geçen çayda bahar ile
beraber karların erimesi ve yağan yağmurlar
nedeniyle seller akmaktadır ve bu sellerden
insanların geçmesi mümkün olmamaktadır. Yine böyle
bir zamanda kucağında çocuğu ile birlikte
hayvanlarını karşıya geçirmek isteyen bir kadın
çayın kenarına gelir ve çayın halini görünce Allah'
a yalvararak " Yarabbi bize acı ve merhamet et. Bana
acımıyorsan yavruma acı. Bu seli durdur. Eğer sel
durursa ve karşıya geçersem hamile koyunlardan
birini kesip senin için kurban edeceğim" der. Aradan
kısa bir zaman geçtikten sonra seller durmuş ve
kadın çocuğu ve koyunlarıyla karşıya geçmiştir.
Kadın Allah'a verdiği sözü hatırlar ve " Allah'ım
eğer suları durdurursan sana bir kurban keseceğim
demiştim. İşte sana kurban" der ve saçında bulduğu
biti yakalayıp, iki parmağının arasında ezer ve
yoluna devam eder. İşte o esnada Allah'ın gazabı
gelir ve kadın taş kesilir. Heykele yakından
bakıldığında sırtında bir bebekle bir kadın
heykelini anımsatan bir kaya görülmektedir
HİKAYELER
Pirhasan Zerraki Hazretleri
Erzurum yöresinde aşiretler arasında çeşitli
kavgalar nedeniyle yöresinde "şıh" olarak tanınan
Pri Hasan Zerraki hazretleri kavgadan kaçarak
öncelikle Erzurum - Gümüşhane arasındaki bölgelere
kaçmıştır. Daha sonra burdan Halep' e ve oradan da
Siverek yörelerine geçen Zerraki Hazretleri en son
Keban yöresine gelmiş ve yerleşmişlerdir. Bu zat
ölünce mezarı bir ziyaret gibi kullanılmış ve onun
yaşadığı yöreye ismini çağrıştırır şekilde "ZIRKI"
adı verilmiştir. Bu yöre şu an GÖKBELEN ismindeki
köyümüzdür. Bu olaylardan sonra o şahsın ismini
yaşatmak isteyen Keban halkı çocuklarına Pirhasan
ismini vermişlerdir.
Taşkesen Köyü
Rivayetlere göre keban ilçesi civarında 9-10 tane
zorba yaşarmış ve bu zorbalar çevre köylerden haraç
toplar ve onlara zulüm ederlermiş. Bu zorbalar
topladıkları tahıl ürünlerini öğütmek istemişler
fakat bunları öğütecek bir değirmen bulamamışlar.
Yine halka yaptıkları baskı sonucunda bir değirmen
yapmışlardır. Fakat değirmenin taşını yapacak birkaç
usta bulamamışlar. Bulamayınca sinirlenen zorbalar
köylere gidip taşı yaptırmayı deniyor ama halk
yapamayınca öldürüyorlarmış. Zorbalar bir gün "Mişelli"
diye tabir edilen köye gelirler ve bu köyde de taşı
yapacak bi kaç kişi bulurlar Bu Şahıslar yapılan
zulme ve zorbalığa karşın taşı yapmayı ve kesmeyi
başarırlar. Bunun üzerine zorbalar o şahısları
serbest bırakmışlar. Bu olaydan sonra o köyün adı "TAŞKESEN"
olarak kalmıştır.
EFSANELER
Gelin Yolu Efsanesi
Çok eski yıllarda Piran köyü civarında ermeniler de
bulunmaktaymış. Ermeniler ile Türkler birbirlerini
görünce aralarında kavgalar çıkmaya başlar ve her
iki taraftan da ölenler olurmuş. Bir gün Piran
köyünde düğün olmuş ve üç gün, üç gece düğün ve
eğlence sürmüştür. Eğlenceden sonra gelini ata
bindirmişler, süslemişler ve büyük bir kalabalıkla
oğlan evine doğru yola çıkmışlar. Belli bir mesafe
katedince bir ermeni gurubuyla karşılaşmışlar, fakat
ermeni gurubu daha kalabalıkmış ve aralarında kavga
başlamış Ermeniler gelin hariç herkesi öldürmüşler,
olayı gören gelin atıyla kaçmaya başlamış.
Ermenilerde peşinden yetişmeye çalışmışlar. Gelin
ermenilerin kendine yaklaştığını görünce atını sarp
dağlara doğru sürmüş. Gelinin atı sanki düz
yoldaymış gibi rahatça giderken ermeniler zorlanmaya
başlamışlar. Sanki bir kapı açılmış ve gelin o
kapıdan kaybolmuştur. Ermeniler ise kayalardan aşağı
düşmüş ve bir kısmı taşlara çarparak, bazıları ise
akan dereye düşüp boğularak ölmüşlerdir.
Elazığ - Keban yolu üzerinde bulunan bu dağların
kıyısından giderken dikkatle bakılırsa gelinin
atının geçtiği yerler çimle donanmış ve dağın
zirvesine doğru çıkmıştır. Bu çimler yazın veya
kışın kesinlikle kurumamaktadır.
Nallı Ziyaret Efsanesi
Üzerinde herhangi bir türbe veya mezar bulunmayan
ziyaret Kebanda bulunmaktadır. Yöre halkının
inancına göre Hz. Ali buradan geçerken seftili
dağından sıçrayan atının bir ayağı bu tepeye vurmuş
ve bu geçit sırasında atının ayak izi bu kayada
kalmıştır. Bu şekilde at nalının izinden dolayı bu
kaya ya Nallı Ziyaret adı verilmiştir.
Taş Olan Kadın Efsanesi
Keban ilçesinin ikinci bir efsanesi de Taş olan
kadın efsanesidir Söylemlere göre Bundan çok zaman
önce Keban'ın güneyinden geçen çayda bahar ile
beraber karların erimesi ve yağan yağmurlar
nedeniyle seller akmaktadır ve bu sellerden
insanların geçmesi mümkün olmamaktadır. Yine böyle
bir zamanda kucağında çocuğu ile birlikte
hayvanlarını karşıya geçirmek isteyen bir kadın
çayın kenarına gelir ve çayın halini görünce Allah'
a yalvararak " Yarabbi bize acı ve merhamet et. Bana
acımıyorsan yavruma acı. Bu seli durdur. Eğer sel
durursa ve karşıya geçersem hamile koyunlardan
birini kesip senin için kurban edeceğim" der. Aradan
kısa bir zaman geçtikten sonra seller durmuş ve
kadın çocuğu ve koyunlarıyla karşıya geçmiştir.
Kadın Allah'a verdiği sözü hatırlar ve " Allah'ım
eğer suları durdurursan sana bir kurban keseceğim
demiştim. İşte sana kurban" der ve saçında bulduğu
biti yakalayıp, iki parmağının arasında ezer ve
yoluna devam eder. İşte o esnada Allah'ın gazabı
gelir ve kadın taş kesilir. Heykele yakından
bakıldığında sırtında bir bebekle bir kadın
heykelini anımsatan bir kaya görülmektedir
KEBAN DA KÜLTÜREL FAALİYETLER
Keban ilçesi gerek coğrafi konumu ve gerekse de
geçmişten aldığı kültür mirasını değerlendirme
bazında çok avantajlı bir konuma sahiptir. İlçede
kaymakamlık makamınca açılan kilim ve el sanatları
kursları ile birlikte bu kültür iyice yayılmıştır.
Keban'da evde oturan kızları hem bir beceri sahibi
kılıp hem de onlara bir maddi yardımla destek çıkma
amacı güdülerek başlatılan çalışmalar sonucu verim
artmış ve ilçe halkına çok değişik imkanlar
sunulmuştur.


Keban'da ikinci en önemli
kültürel etkinlik ise Keban ın yetiştirdiği ressam
Abdullah BULUT un çalışmalarıdır. 1956 yılında
Keban'da doğan Bulut küçük yaşlardan beri bu sanata
meyilli olan BULUT yaptığı çalışmalar ile göz
doldurmaktadır. Birçok sergi ve çalışmalara imza
atan BULUT geçtiğimiz yıllarda Dünyanın en küçük
Sanat Galerisini açarak bir ilke de imza atmıştır.
Bir çok müzede ve sanat koleksiyoncularında da
eserleri bulunmaktadır. Kültür Bakanlığı'na
kayıtlıdır. Türkiye'nin en büyük kaya haritasına da
imza atan Bulut halen çalışmalarına ilçemizdeki
atölyesinde devam etmektedir.



|