Ana Menü
 

 

              Kaymakamımız

 ::: Özgeçmişi

 ::: Mesajlar ve konuşmaları

 ::: Foto Galeri

 

        Keban Kaymakamlığı

 ::: Kaymakamlarımız

 ::: SYDV faaliyetleri

 ::: KHGB faaliyetleri

 ::: Köy- Des projeleri

 ::: AB projeleri

 

         Tanıtım ve Medya

 ::: Atatürk Köşesi

 ::: Kurumlar

 ::: Foto Galeri

 ::: Şehitlerimiz ve Gaziler

 ::: Telefon Rehberi

 ::: Keban Haritası

 ::: Sivil Toplum Kuruluşları

 ::: Bilgisayarına kaydet

 ::: Elazığ'ı Tanıyalım

 ::: Yüksekokul

 ::: Kebantekspor

 ::: Keban Yerel Linkler

 ::: E- Devlet uygulamaları

 

             Keban Barajı

 ::: Keban Barajının Yapımı

 ::: Yapısı ve Konumu

 ::: Faydaları

 ::: Baraj Fotoğrafları

 

              Halk Rehberi

 ::: Halk Rehberi

 ::: İnsan Hakları

 ::: Tüketici Hakları

 ::: Bilgi Edinme

 ::: Bimer

 

              Servisler

 ::: Hava Durumu

 ::: Yol Durumu

 ::: Mesafe Cetveli

 ::: Anadolu Ajansı

 

 

HALKOYUNLARI

    Geniş bir folklör kültürü olan Elazığ' da Keban'a has halk oyunu "SİMSİMİ" denen oyundur.  Genelde düğün evinde gençler tarafından oynanan bu oyunda amaç olarak birlik, dayanışma, bağışlama, dostluk ver mertlik duyguları yansıtılmaya çalışılır.Gençlerin bir daire şeklinde sizilip başladıkları oyunda önce bir genç dairenin ortasında ellerini arkasına bağlayarak  dolaşır. dairenin içinden bir genç dairenin ortasına girer ve diğerine sol eliyle hafifçe vurmak kaydıyla dairenin içerisine gönderir. Bu şekilde de oyun sürekli hale gelir. 

 

YÖRESEL TERİMLER - TÜRKÜLER

Her ilde olduğu gibi Elazığ da da Keban da yöresel terimler, maniler vardır. Keban ilçesinin kendine has bir mani ve türküsü bulunmamaktadır. Ancak Elazığ ili genelinde geçen terimler ve maniler burda da geçerlidir. Bunlara bir kaç örnek verecek olursak

            Terimler

 

Terim 

Türkçesi

Avel

Avanak

Cığız

Oyun Bozan

Çağa

Çocuk

Çigit

Çekirdek

Daraba

Kepenk

Densüz

Münasebetsiz

Gakko

Kardeş

Gıdik

Keçi yavrusu

Guşhana

Tencere

Esgötek

Zavallı Kadın

Eşbabiye

Kuru kayısı

Harığ

Su Yolu, Ark

Kırtik

Azcık

Kofik

İçi oyulmuş patlıcan veya Biber kurusu

Lazut

Mısır

Mahna

Bahane

Örken

Kalın ip

Ösgemek

Özlemek

Pipirim

Semizotu

Şorik

Salya

Teşt

Büyük Leğen

Üsküre

Kase

Zibil

Gübre



            Atasözleri

Cücüğü Martta Sayarlar
Galan işe Gar Yağar
İti an Degenegi Elen Al
Ne Şeytanı Gör Ne Selavat Getir


         Dualar

Cedden Rahmet
Gadan Alam
Gadan Belan Bahan Gele
İşin Güzün Rast Gele
Kesen Bereket
Yüzün Ağ Ola
 

        Beddualar

Adın Bata
Boyun Bosun Devrile
Garnagassi Gızılgurt
Hışdıge Gelesin
Zukgumun Kökü
 

Maniler

Mehlemizde yok mudur?
Bi gız bana çok mudur?
Bu mahle gızlarının,
Gözü göynü tok mudur?

Çitimi çit eylerim,
Ucunu bit eylerim,
Senin gibi oğlanı,
Ardıma it eylerim

 


 

Keban ın Yetiştirdiği Ses sanatçıları
Bülent Serttaş ve Mehmet Şükrü Şık' tır.
 

M.Şükrü Şık ın Keban adına yazıp bestelediği birde türküsü vardır.
 

 

EFSANELER

Gelin Yolu Efsanesi

Çok eski yıllarda Piran köyü civarında ermeniler de bulunmaktaymış. Ermeniler ile Türkler birbirlerini görünce aralarında kavgalar çıkmaya başlar ve her iki taraftan da ölenler olurmuş. Bir gün Piran köyünde düğün olmuş ve üç gün, üç gece düğün ve eğlence sürmüştür. Eğlenceden sonra gelini ata bindirmişler, süslemişler ve büyük bir kalabalıkla oğlan evine doğru yola çıkmışlar. Belli bir mesafe katedince bir ermeni gurubuyla karşılaşmışlar, fakat ermeni gurubu daha kalabalıkmış ve aralarında kavga başlamış Ermeniler gelin hariç herkesi öldürmüşler, olayı gören gelin atıyla kaçmaya başlamış. Ermenilerde peşinden yetişmeye çalışmışlar. Gelin ermenilerin kendine yaklaştığını görünce atını sarp dağlara doğru sürmüş. Gelinin atı sanki düz yoldaymış gibi rahatça giderken ermeniler zorlanmaya başlamışlar. Sanki bir kapı açılmış ve gelin o kapıdan kaybolmuştur. Ermeniler ise kayalardan aşağı düşmüş ve bir kısmı taşlara çarparak, bazıları ise akan dereye düşüp boğularak ölmüşlerdir.

Elazığ - Keban yolu üzerinde bulunan bu dağların kıyısından giderken dikkatle bakılırsa gelinin atının geçtiği yerler çimle donanmış ve dağın zirvesine doğru çıkmıştır. Bu çimler yazın veya kışın kesinlikle kurumamaktadır.



Nallı Ziyaret Efsanesi

Üzerinde herhangi bir türbe veya mezar bulunmayan ziyaret Kebanda bulunmaktadır. Yöre halkının inancına göre Hz. Ali buradan geçerken seftili dağından sıçrayan atının bir ayağı bu tepeye vurmuş ve bu geçit sırasında atının ayak izi bu kayada kalmıştır. Bu şekilde at nalının izinden dolayı bu kaya ya Nallı Ziyaret adı verilmiştir.



Taş Olan Kadın Efsanesi

Keban ilçesinin ikinci bir efsanesi de Taş olan kadın efsanesidir Söylemlere göre Bundan çok zaman önce Keban'ın güneyinden geçen çayda bahar ile beraber karların erimesi ve yağan yağmurlar nedeniyle seller akmaktadır ve bu sellerden insanların geçmesi mümkün olmamaktadır. Yine böyle bir zamanda kucağında çocuğu ile birlikte hayvanlarını karşıya geçirmek isteyen bir kadın çayın kenarına gelir ve çayın halini görünce Allah' a yalvararak " Yarabbi bize acı ve merhamet et. Bana acımıyorsan yavruma acı. Bu seli durdur. Eğer sel durursa ve karşıya geçersem hamile koyunlardan birini kesip senin için kurban edeceğim" der. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra seller durmuş ve kadın çocuğu ve koyunlarıyla karşıya geçmiştir. Kadın Allah'a verdiği sözü hatırlar ve " Allah'ım eğer suları durdurursan sana bir kurban keseceğim demiştim. İşte sana kurban" der ve saçında bulduğu biti yakalayıp, iki parmağının arasında ezer ve yoluna devam eder. İşte o esnada Allah'ın gazabı gelir ve kadın taş kesilir. Heykele yakından bakıldığında sırtında bir bebekle bir kadın heykelini anımsatan bir kaya görülmektedir

HİKAYELER

Pirhasan Zerraki Hazretleri

Erzurum yöresinde aşiretler arasında çeşitli kavgalar nedeniyle yöresinde "şıh" olarak tanınan Pri Hasan Zerraki hazretleri kavgadan kaçarak öncelikle Erzurum - Gümüşhane arasındaki bölgelere kaçmıştır. Daha sonra burdan Halep' e ve oradan da Siverek yörelerine geçen Zerraki Hazretleri en son Keban yöresine gelmiş ve yerleşmişlerdir. Bu zat ölünce mezarı bir ziyaret gibi kullanılmış ve onun yaşadığı yöreye ismini çağrıştırır şekilde "ZIRKI" adı verilmiştir. Bu yöre şu an GÖKBELEN ismindeki köyümüzdür. Bu olaylardan sonra o şahsın ismini yaşatmak isteyen Keban halkı çocuklarına Pirhasan ismini vermişlerdir.



Taşkesen Köyü

Rivayetlere göre keban ilçesi civarında 9-10 tane zorba yaşarmış ve bu zorbalar çevre köylerden haraç toplar ve onlara zulüm ederlermiş. Bu zorbalar topladıkları tahıl ürünlerini öğütmek istemişler fakat bunları öğütecek bir değirmen bulamamışlar. Yine halka yaptıkları baskı sonucunda bir değirmen yapmışlardır. Fakat değirmenin taşını yapacak birkaç usta bulamamışlar. Bulamayınca sinirlenen zorbalar köylere gidip taşı yaptırmayı deniyor ama halk yapamayınca öldürüyorlarmış. Zorbalar bir gün "Mişelli" diye tabir edilen köye gelirler ve bu köyde de taşı yapacak bi kaç kişi bulurlar Bu Şahıslar yapılan zulme ve zorbalığa karşın taşı yapmayı ve kesmeyi başarırlar. Bunun üzerine zorbalar o şahısları serbest bırakmışlar. Bu olaydan sonra o köyün adı "TAŞKESEN" olarak kalmıştır.

EFSANELER

Gelin Yolu Efsanesi

Çok eski yıllarda Piran köyü civarında ermeniler de bulunmaktaymış. Ermeniler ile Türkler birbirlerini görünce aralarında kavgalar çıkmaya başlar ve her iki taraftan da ölenler olurmuş. Bir gün Piran köyünde düğün olmuş ve üç gün, üç gece düğün ve eğlence sürmüştür. Eğlenceden sonra gelini ata bindirmişler, süslemişler ve büyük bir kalabalıkla oğlan evine doğru yola çıkmışlar. Belli bir mesafe katedince bir ermeni gurubuyla karşılaşmışlar, fakat ermeni gurubu daha kalabalıkmış ve aralarında kavga başlamış Ermeniler gelin hariç herkesi öldürmüşler, olayı gören gelin atıyla kaçmaya başlamış. Ermenilerde peşinden yetişmeye çalışmışlar. Gelin ermenilerin kendine yaklaştığını görünce atını sarp dağlara doğru sürmüş. Gelinin atı sanki düz yoldaymış gibi rahatça giderken ermeniler zorlanmaya başlamışlar. Sanki bir kapı açılmış ve gelin o kapıdan kaybolmuştur. Ermeniler ise kayalardan aşağı düşmüş ve bir kısmı taşlara çarparak, bazıları ise akan dereye düşüp boğularak ölmüşlerdir.

Elazığ - Keban yolu üzerinde bulunan bu dağların kıyısından giderken dikkatle bakılırsa gelinin atının geçtiği yerler çimle donanmış ve dağın zirvesine doğru çıkmıştır. Bu çimler yazın veya kışın kesinlikle kurumamaktadır.



Nallı Ziyaret Efsanesi

Üzerinde herhangi bir türbe veya mezar bulunmayan ziyaret Kebanda bulunmaktadır. Yöre halkının inancına göre Hz. Ali buradan geçerken seftili dağından sıçrayan atının bir ayağı bu tepeye vurmuş ve bu geçit sırasında atının ayak izi bu kayada kalmıştır. Bu şekilde at nalının izinden dolayı bu kaya ya Nallı Ziyaret adı verilmiştir.



Taş Olan Kadın Efsanesi

Keban ilçesinin ikinci bir efsanesi de Taş olan kadın efsanesidir Söylemlere göre Bundan çok zaman önce Keban'ın güneyinden geçen çayda bahar ile beraber karların erimesi ve yağan yağmurlar nedeniyle seller akmaktadır ve bu sellerden insanların geçmesi mümkün olmamaktadır. Yine böyle bir zamanda kucağında çocuğu ile birlikte hayvanlarını karşıya geçirmek isteyen bir kadın çayın kenarına gelir ve çayın halini görünce Allah' a yalvararak " Yarabbi bize acı ve merhamet et. Bana acımıyorsan yavruma acı. Bu seli durdur. Eğer sel durursa ve karşıya geçersem hamile koyunlardan birini kesip senin için kurban edeceğim" der. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra seller durmuş ve kadın çocuğu ve koyunlarıyla karşıya geçmiştir. Kadın Allah'a verdiği sözü hatırlar ve " Allah'ım eğer suları durdurursan sana bir kurban keseceğim demiştim. İşte sana kurban" der ve saçında bulduğu biti yakalayıp, iki parmağının arasında ezer ve yoluna devam eder. İşte o esnada Allah'ın gazabı gelir ve kadın taş kesilir. Heykele yakından bakıldığında sırtında bir bebekle bir kadın heykelini anımsatan bir kaya görülmektedir

KEBAN DA KÜLTÜREL FAALİYETLER



Keban ilçesi gerek coğrafi konumu ve gerekse de geçmişten aldığı kültür mirasını değerlendirme bazında çok avantajlı bir konuma sahiptir. İlçede kaymakamlık makamınca açılan kilim ve el sanatları kursları ile birlikte bu kültür iyice yayılmıştır. Keban'da evde oturan kızları hem bir beceri sahibi kılıp hem de onlara bir maddi yardımla destek çıkma amacı güdülerek başlatılan çalışmalar sonucu verim artmış ve ilçe halkına çok değişik imkanlar sunulmuştur.

 

Keban'da ikinci en önemli kültürel etkinlik ise Keban ın yetiştirdiği ressam Abdullah BULUT un çalışmalarıdır. 1956 yılında Keban'da doğan Bulut küçük yaşlardan beri bu sanata meyilli olan BULUT yaptığı çalışmalar ile göz doldurmaktadır. Birçok sergi ve çalışmalara imza atan BULUT geçtiğimiz yıllarda Dünyanın en küçük Sanat Galerisini açarak bir ilke de imza atmıştır. Bir çok müzede ve sanat koleksiyoncularında da eserleri bulunmaktadır. Kültür Bakanlığı'na kayıtlıdır. Türkiye'nin en büyük kaya haritasına da imza atan Bulut halen çalışmalarına ilçemizdeki atölyesinde devam etmektedir.

 

 

                                                                         ..:: T.C. Keban Kaymakamlığı  Bilgi İşlem Merkezi     Copyright © 2007::..                                               Design  C. ERGÜL